Performans güvercinlerinde genetik aktarımı

No Comments »

Bir güvercin yetiştiricisi, eğer performans kuşu yetiştiriyorsa öncelikli olarak kuşunun performansı ile ilgilenmektedir. Performans güvercinlerinde performansa bağlı özelliklerin cinsiyete bağlı olmayan çekinik bir gen tarafından oluşturulduğu düşünülmektedir. Bunun anlamı performans açısından iyi özelliklere sahip bir güvercinin bu özelliklerini yavrularına dişi ya da erkek ayrımı olmaksızın geçirebileceği, ancak çekinik bir gen olduğu için yavruların tamamında aynı özellikleri yakalayabilmenin ancak bu kuşun eşinin de çekinik olarak bu geni taşımasına bağlı olduğudur.

DOĞRU BİR EĞİTİM OLMAZSA İYİ BİR PERFORMANS YAKALANAMAZ

Bu nedenle performans güvercinlerinde performans özellikleri iyi olan kuşların birbirleriyle eşleştirilmesi sonucu bu kuşların yavrularında bu özelliklerin devamını görebilmek mümkün olacaktır. Performansı oluşturan genler, çekinik olduğu için kuşunuzda genellikle heterezigot olarak bulunur. Eğer homozigot olarak bulunuyorsa o kuş gerçekten çok iyi bir performans gösterir. Yavrunun genlerinde iyi performans özelliklerini taşıması elbette çok önemlidir. Ancak bu tek başına yeterli değildir. Bilindiği gibi performans eğitim ile geliştirilebilir. Eğer performans açısından iyi genlere sahip bir güvercine doğru ve düzenli uçuş eğitimi verilmezse ya da hiç uçurulmazsa bu kuşunuz sıradan bir güvercin olarak yaşantısına devam eder. Bununla birlikte bu kuştan alacağınız yavruların performans açısından iyi olma ihtimalleri her zaman vardır.

KENDİ YAVRULARINIZLA ÇALIŞIN

Güvercinlerimizin performansa bağlı özelliklerini geliştirmek istiyorsak bazı noktalara dikkat etmemiz gerekmektedir. İlk olarak hangi kuşun daha iyi performans gösterdiğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu görünüşte kolay gibi görünse de aslında dikkat ve özen gerektirir. Her şeyden önce performansın geliştirilmesi için kendi yavrularımızla çalışmak gerekmektedir. Bunun nedeni kuşlarımızın tümüne aynı eğitim, aynı uçma olanağı vb şartların sağlanıp sağlanmadığının bilinmesi içindir. Bunu bilebiliyorsak hangisinin daha iyi olduğunu kestirebiliriz. Örneğin uçurulmadığı için ya da az uçurulduğu için kötü gibi görünen bir yavru aslında genetik olarak belki en iyi yavrumuz olabilir. Eşit şartlarda yetiştirilmiş mümkün olduğunca çok yavru arasından gerçekten başarılı olan elden geldiğince az sayıda yavru damızlık olarak ayrılmalıdır. Orta kalitede kuşlar kesinlikle damızlık olarak ayrılmamalıdırlar. Ayrılan damızlıkların haricindeki kuşlar elden çıkartılmalıdır. Belli bir süre sonra yuvanızdaki genel performansın kesinlikle yükseldiğini gözleyebilirsiniz.

HANGİ RENK MANDALİNA ÇEKİRDEKSİZDİR ?

Performans güvercinlerinde kuşun renksel genetiği ile performans genetiği arasında bir bağlantı kurulmaya çalışılmaktadır. Yani belli bir renk formu gösteren güvercinin belli bir performans göstermesi beklenmektedir. Bu doğru değildir. Nasıl mandalinanın kabuğunun rengi ile çekirdeksiz olması arasında bir bağlantı oluşturamazsak, bu durum güvercinler için de geçerlidir. Güvercinlerde renk ve performans ayrı genler tarafından karakterize edilmektedir. Böyle olduğunda bir performans kuşunun renksel özelliklerine bakarak iyi ya da kötü bir performansa sahip olacağı konusunda tahmin yapılamaz. Özetle performans kuşu alıyorsak kuşun renksel özellikleri bizim tercihlerimizi etkileyebilir ancak performansa ilişkin özelliklerini rengine bakıp çıkartamayız. Performansı test edebilmek için kuşu havada seyretmekten başka yol yoktur.

Tepeli Taklacı (Oyunlu Güvercin) Genetiği

No Comments »

Taklacı performans güvercinlerimizi bu özelliklerini yitirmeksizin tepeli hale getirmek istediğimizde nasıl bir yol izlemeliyiz? Alacağımız tüm yavruların hem iyi bir performansa sahip olması hem de tepeli olması için ne yapmalıyız?Bunun en güvenilir yolu tepelilik özelliği açısından homozigot bireyler bularak bunların eşleştirilip yavru alınmasına dayanır. Ancak homozigot bireyler elde etmek ve onların homozigotluğunu test etmek belli bir dönem yavru almayı ve çeşitli denemeler yapmayı gerektirir. Bunu sağlayabilmenin yolu kümesteki geni cinsiyete bağlı olmayan çekinik gen yönünde sabitleyebilmekten geçer. Bunu başarabilmek çok kolay değildir. Burada uzun ve anlaşılması zor genetik bilgiler vermektense pratik ve daha kısa yoldan sonuca ulaşmamızı sağlayacak bazı yöntemler üzerinde duracağım. Tepelilik özelliği, güvercinlerde resesif (çekinik) yani baskın olmayan bir karakter olup cinsiyetten bağımsız bir yol izlemektedir. Başlangıç için seçeceğiniz güvercinler çok önemli. İlk önce tepesiz ve oyun açısından en güvenilir kuşlarınızdan birini seçerek işe başlayabilirsiniz. Daha sonra oyun özelliği açısından en iyi ve tepeli olan bir kuş daha bulmanız gerekiyor. Kuşların hangisinin hangi cinsiyette olacağı çok önemli değil. Bu iki kuşu eşleştirerek işe başlamalısınız. Bu takıma T1 diyelim. Birinci dölde (F1 dölü) alacağınız yavruların hiç biri tepeli olmayacaktır. Ancak bu yavruların genlerinde tepelilik özelliği bulunmaktadır. Daha sonra aldığınız yavruları birbirleri ile çiftleştirmeniz gerekiyor. Yavruların çiftleştirilmesi sonrası elde edeceğiniz (F2 dölü) kuşlardan istediğiniz özellikleri taşıyan (tepeli) yavruların oranı %25 olacaktır. Yani bu kuşlarda her dört yavrudan sadece biri istediğiniz özelliğe sahip olacaktır. Diğer üç yavru elden çıkartılmalıdır. Bu yavruya Y1 adını verelim. Y1 ile aynı şekilde geliştirilmiş başka bir Y2 yavrusu daha elde ettiğinizde (bunun için başlangıçta T1 ve T2 olarak iki takımla işe başlamak uygun olabilir. Eğer tek takımla başlarsanız T1 den beklediğiniz özelliklerde ikinci bir yavru daha almanız gerekir. İki takımla işe başlamak elinizde kalitesine güvendiğiniz fazla sayıda kuşunuzun bulunması durumunda tercih edilmelidir. ) her iki yavruyu Y1 ve Y2 birbiri ile eşleştirdikten sonra alacağınız bütün yavrular başlangıçta tam olarak olmasa bile birkaç kuşak sonra tam olarak istediğiniz özelliği göstereceklerdir. Bu deneme sırasında elde edilen ve istediğimiz özellikleri taşımayan diğer bütün yavruların elden çıkartılması geliştirilen özelliğin korunabilmesi için en uygun yoldur.

Tepeli küllü trakya yerlisi

No Comments »
Tepeli trakya küllüsü

Tepeli trakya küllüsü

Tepeli Küllü

Kahverengi:Beş ana rengin dışında birde yetiştiricilerin zevk ve tercihleri doğrultusunda siyah ve sarı renkteki güvercinlerin çifleştirilmesi ile elde edilen kahverengi güvercinlerde mevcuttur.Tüm vücutları kahverengidir kanat uçları ve kuyrukları sarı renktedir.Gagalarının ucunda siyaha yakın tonda koyu bir renk mevcuttur.Tırnakları beyazdır.Kahverengi güvercinler sarı renkteki güvercinler ile çiftleştirildiklerinde yavrular çoğunlukla sarı renkte olurlar.Kahverengi kuşlar siyah ile eşleştirildiklerinde ise çıkan yavrular genellikle siyah olurlar.Tıpkı diğerlerinde olduğu gibi kahverengi kuşlarında tepelisi ve tepesizi bulunur.Bu bir istisna ve kişisel tercihtir bunun dışındaki renkler kendi renginden olan eşler ile çifleştirilirler.
Read the rest of this entry »

Tepe özelliği

No Comments »
Tepe özelliği

Tepe özelliği

Çanak ve Yakaya Örnek
Tepe Yakalarının birinin aşağıda birinin yukarıda olmasına Kesik Yaka denir.Makarası ve rengi ne kadar güzel olursa olsun bu kuşlar yetiştiriciler tarafından tercih edilmemektedir.Bunun sebebi makalenin başındada belirtiğim gibi Trakya yerlilerinin Performansının yanında kostümününde ne kadar önemli olduğunu göstermektedir

Trakya Yerlisi Standartları

No Comments »

Trakya Yerlisi Standartları

Trakya Yerlisi Standartları

Trakya Yerlisi Standartları

TRAKYA YERLİSİ (MAKARACISI)

Trakya yerlisi adından da anlaşıldığı gibi Ülkemizin Marmara Bölgesi, Trakya yöresine ait Makaracı bir ırktır.Yanlızca Trakya yöresinde yetiştirilmektedir.Yörede kullanılan ve bilenen adı Yerli’dir.Ülkemiz genelinde ise Trakya yerlisi,Trakya Makaracısı ve Trakya Taklacısı adlarıyla anılmaktadır.Dünya çapındaki ismi ise ‘‘Thrace Roller’’ dır.
Read the rest of this entry »

Güvercin Üretimi

No Comments »

Güvercinlerin Eşe Atılması

Bölgelere göre değişmekle beraber, kışı ayrı geçiren eşler genellikle şubat ayı içerisinde eşe atılırlar. İlk kez eş olacak güvercinlerin, eşe atılma tarihinden 1-2 hafta önce birbirlerine tanıtılmaları, yani yeterli büyüklükte boş bir bölmeye kapatılmaları, eşe atma tarihinde bu kuşların eş olmalarını kolaylaştırmaktadır.

Eşe atma tarihinden çok önce eş olacak kuşların belirlenmesi, eşsiz olanlara eş bulunması tamamlanmalıdır. Mümkünse tüm kuşlar aynı zamanda eşe atılmalıdırlar. Böylece, eşe atma tarihinden 8-12 gün sonra tüm çiftler yumurtlarlar. Yavru alınmayacak çiftlerin altına yumurta sürülmesi gerektiğinde, tüm kuşlar neredeyse aynı zamanda yumurtladıklarından hiç sorun yaratmaz. Yine yavrular yumurtlamadan 17 gün sonra toplu olarak çıkarlar. Anaçların yavru dönemine göre beslenmeleri sorunu da böylece çözülür.

Yavru Bakımı

17 günde yumurtadan çıkan güvercin yavruları, ilk hafta gözleri kapalı ve hav tüyleri ile kaplıdırlar. Hav tüylerinin sıklığı ve uzunluğu ırklara ve renklere göre farklılık gösterir. Yavrular ilk günlerde ana ve babanın kursağından salgılanan ve “güvercin sütü” yada “kursak sütü” (halk dilinde maya) adı verilen proteince zengin bir besin maddesi ile beslenirler. İlk haftadan sonra bu süt yerini yavaş yavaş ana ve babanın kursağında ıslatılmış dane yeme bırakır. Özellikle bu dönemde yemin karışık muhabbet kuşu yemi ile takviye edilmesinin yavruların gelişmesine olumlu katkısı vardır. Yavru döneminde anaçlar sabah ve akşam olmak üzere günde iki öğün yemlenmelidirler. Yavru bulunmadığı döneme nazaran yemleme süresinin uzatılmasına dikkat edilmelidir. Zira ebeveyn kuşlar önce yavruları sonra da kendilerini yeterince besleyebilmelidirler. Eğer yemleme süresi kısa olursa yavruya verilen yemde bir süre sonra azalmakta, yavruların gelişmesi yavaşlamaktadır. Eğer mümkünse çok sıcak günlerde öğle vakti de çok az miktarda yemleme yapılarak, yem ile birlikte yavrulara su verilmesi sağlanmalıdır. Yavrulu anaçların önünde sürekli yem olması ilk günlerde bir sorun teşkil etmese de bir süre sonra yavrular doyduklarından dolayı ana ve babalarından yem istememektedirler. Yavru tarafından yemlenme isteği yeterince güçlü olmazsa bir süre sonra ana ve babaların da yemleme isteği azalmaktadır. Yavruya bakma güdüsünü ayakta tutabilmek için iki kez yemleme ile yavruların yemlenme isteklerinin her zaman güçlü kalması sağlanmalıdır.

Birinci haftadan itibaren tüylenme yavaş yavaş başlar. Bu günlerde yavrular künyelenmelidirler. Eğer yavrular 7 günlük yaşta künyelenmezse künyelerin ayaklara geçmesi çok zorlaşmaktadır. Mümkünse 15 günlük yavruların yanına, yuvalıklara yem konmalıdır. Eğer bu mümkün değilse 21 günlük yavrular yere bırakılmalı, böylece yemlenirken ana ve babalarını görmeleri sağlanmalıdır. Bu şekilde yavrular çok kısa süre sonra yem yiyebilmektedir. Yavrular yere bırakıldıklarında yuvalıklara ulaşamayacak kadar küçük olmalıdırlar, yada yuvalıklar yerden yeterince yükseklikte bulunmalıdır. Aksi takdirde yavrular yabancı çiftlerin yuvalığına girmekte ve yuvalık sahipleri tarafından gagalanmakta, dövülmektedirler. Yavrular 28 günlük yaşta yem yiyebilmeliler ve ebeveynlerinden ayrılmalıdırlar. Yeme düşen yavruların önünde ilk hafta sürekli yem bulunmalıdır. Bu dönemde yavrular gözlenerek, hepsinin su içip yem yediklerinden emin olunmalıdır. Yavrular genellikle yem yemeye su içmeden daha önce başlamaktadır. Suyu bulamayan yavruların gagaları ara sıra suluğa sokularak içmeleri sağlanmalıdır. Bir süre sonra tüm yavruların yem yedikleri ve su içtikleri görülecektir. Bundan sonra yavrularınızın uçurma ve alıştırma antrenmanlarına geçebilirsiniz.

Yavru Verimi

Kümesimizdeki güvercinlerimizin arzuladığımız yöndeki özelliklerini geliştirebilmek için, yani en iyilerini seçip, en iyilerinden yavrular elde etmek için yavru veriminin bol olması gerekir. Yavru verimi denilince yılda çift başına yeme düşürdüğümüz yavru sayısı kastedilmektedir. Eğer bir üretim sezonunda çift başına ortalama yavru sayımız 6 değilse kümesinizde bir problem var demektir. Üretim sezonu şubat ile temmuz ayları arasıdır. Şubat ortasında çiftleştirme, şubat sonu yumurtlama, mart ortası yavruların çıkışı, nisan ortası yeme düşmeleri ve aşağı yukarı her ay bir çift yavrudan temmuz ortasına kadar dört çift yavru demektir.. Elbetteki her çiftten sekiz yavru elde etmek mümkün değil. Dolayısıyla çift başına ortalama üç çift yavru denilebilir.

Düşük yavru veriminin çeşitli nedenleri olabilir. Öncelikle en iyi sayıda yavruya ulaşabilmek için önkoşullar nelerdir?

1. Kuşlara (ana, baba) bağlı nedenler :

a- Ana babaya bağlı nedenlerin en başında sağlık gelmektedir. Ancak sağlıklı kuşlardan sağlıklı ve yeterli sayıda yavru elde edilebilir. Dişi kuşun cinsiyet organları onun yumurtlaması için gerekli işleyişe sahip olmalıdır. Aynı zamanda erkeğin cinsiyet organları da yumurtayı dölleme yeteneğinde olmalıdır.

b- Ana ve baba yumurtlama gerçekleştikten sonra onların üzerinde yatarak ve gerektiğinde onları çevirerek, bu yumurtalardan yavru çıkması için gerekli davranışları gösterme yeteneğinde olmalılar.

c- Bildiğimiz gibi yavrular çıktıktan sonra ilk günlerde kursak sütü ile beslenirler. İşte yine ana ve babanın süt salgılama yetenekleri yerinde olmalıdır. Kursak sütü salgısı kuş yaşlandıkca geriler. Dolayısıyla eşler seçilirken yaşlı kuşlara genç eşlerin verilmesine dikkat edilmelidir. Çift, yavrularına düşkün olmalı yani yavruya bakma özellikleri güçlü olmalıdır.

2. Çevreye bağlı nedenler :

a- Çevreye bağlı nedenlerin başında besleme gelmektedir. Üretim sezonu dışında özellikle dişilerin yağlanmamasına dikkat edilmelidir. Bu nedenle kışın mümkünse ağırlıklı olarak arpa verilmelidir. Yemleme bir kez yapılmalı ve kuşların yiyebildikleri kadar arpa verilmelidir. Eğer buğday veriliyorsa miktarını dörtte bir oranında azaltınız. Özellikle soğuk günlerde veya uzunca uçuşlar sonrasında yemlerine bir miktar mısır katınız yada normalde verdiğiniz yemden biraz fazlasını veriniz. Kuşlarınızı çiftleştirmeden bir hafta önce, onların eni konu kızmalarını sağlamak için yemlerine fiğ, kırık bakla, burçak ve yemlik bezelye gibi proteinli daneler katınız ya da dörtte bir oranında piliç besi yemi veriniz. Yumurtlama sonrasında bu tip yemlemeye devam ediniz. Yavrular 7-10 günlük olduktan sonra yemdeki proteinli dane oranını yada piliç besi yemini arttırınız. Yem yanısıra temiz ve berrak suda çok önemlidir. Mümkünse kümeste hergün taze su bulundurulmalıdır.

b- En az besleme kadar kümesin havalanması ve güneş alması da önemlidir. Hayvanların gübresinden dolayı kapalı kümeslerde amonyak oranı çok çabuk yükselir. Amonyak, özellikle nemli bölgelerde daha da büyük bir sorundur. Kuşlarımızın üşümesinden korkmayalım. Kümeslerimizi elimizden geldiğince iyi havalandıralım. Nem ve kötü hava soğuğa nazaran kuşlarımızın daha büyük düşmanlarıdırlar. Kümesimizde büyük havalandırma açıklıklarının olması ve özellikle iyi havalarda bunların açılmaları çok önemlidir. Diğer zamanlarda da rüzgardan korumak yeterlidir. Kümesin havasının kötü olmasının diğer bir nedeni de kümesin hayvan sayısına göre küçük olmasıdır. Hayvan sayısı kümese göre ayarlanmalıdır. Önemli olan kuşlarımızın sayıca fazla olmaları değil, kaliteli ve sağlıklı olmalarıdır.

c- Yuvalıklar mümkün olduğunca büyük olmalıdır. Yuvalıklar, yetiştirdiğimiz kuşlarımızın büyüklüklerine bağlı olarak en az 50 cm genişliğinde, 40 cm derinliğinde ve 30 cm yüksekliğinde olmalıdır.Yuvalığın içerisine ya tahtadan yada piyasada satılan yuvarlak plastik folluklardan koyunuz. Bunlar yavruların temiz kalmasını, dolayısıyla kolay kolay hastalanmamasını sağlar.

TrakyaGuvercin.com

TrakyaGuvercin.com

keep looking »
This site is protected by WP-CopyRightPro